Aşk Anlamaktır

kalpAşk Anlamaktır

"Aşk bir başkasını yaşamaktır." der Balzac. Bir başkasını yaşayamazken binlerce insanı anlamanın imkansızlığı ortada.

Biz bir tek kişiyi bile yaşayıp, anlayamıyorsak bizi de kimse anlamaz. Aşk anlamaktır. Anlamazsak sadece bir kişiye kölelik ya da egemenlik haline dönüşür. Size sevgi, hoşgörü ve zarafet sunmayan aşkı bırakın. Çünkü aşk yaşamı kolaylaştıracak bir akıntı olmalıdır. Azgın bir anafor değil; sonunda herkesin boğulduğu. Aşk bir zarafet ve inceliktir.

Onu oynamak isteyenlerin uyması gereken kurallar vardır. Beden ve ruh bir arada oynayabilir ancak. Birini diğerine tercih etmek mümkün değildir. Aşk güzelliklerin galebe çaldığı bir dünyanın özlemidir. O nedenle ince dantel iplikleriyle örülmüş bir kırılganlık sergiler. Onu çekiştirmek, yırtmak tüm düşlere vedadır.

Aşk anımsanacak güzel anılardır. Onu vahşi bir arenaya çevirmek, kan fışkıran sözlerle ve davranışlarla yıkmak kolaydır. Fakat o, asla yaşamında aşk bilmemenin tescilidir cümle aleme. Bedelini anısız kalarak ödemektir. Çünkü özlemi olmayan yaşlılığında; ağır dili ve başı onun yalnızlığını paylaşmayacaktır.

"Değişir anahtarın, söz de değişir." der Paul Celan. Değişir kapıların açıklığı, kapalılığı ve de anahtarları. Açılanlar açılmaz olur, kapananlar açık kalır. Rüzgarda çarpar kanatları bir taş avluya doğru.

Aşk bir söz ustalığıdır. Yanında davranış inceliği ve dikkat isteyen. Aşk içtenlik, kucaklama ve sevgidir yumuşak bir içtenlikle size yaslanan. Eğer "kış perişan etti" ise bahçeyi kapıları kapatmalı, anahtarı atmalı uzaklara. Umudu kilide bağlamalı, öylece kalmalı.

"Demedim mi şu görünene razı olma", "Mademki ben güneşe kulum güneşten söz açmalıyım size"*. Öylece kalıp söylemeli söyleneceği. Bir ilişkiye başlamak kadar onu sürdürmek de ciddi bir çaba ister. İnsanlar bu ruhsal ve fiziksel çabayı harcamayı genellikle yorucu bulurlar. O ilişkiyi ayakta tutmak bu nedenle ya birinin görevi haline gelir ya da hiçbir samimiyet içermeyen "sabit sevgi" hali denilen bir ilişki biçimi olarak sürdürülür.

"Dinamik sistemler, doğaları gereği, sürekli enerji almadıkları takdirde işleyemezler. Amplifikatör işe yaramıyorsa ya da dalga sinyalleri alamıyorsa, radyo çalışmayabilir. Kişisel ilişkiler de böyledir. Daha çok onların ayakta kalmasını sağlayacak şeyler yapıldığında, iki tarafta sürekli olarak anlamlı bir biçimde ilişki içinde olduğunda ömürleri uzatılabilir. İlişkileri dinamik birer faaliyet olmaktan çok, dayanıklı nesneler olarak algılamak birtakım sorunlara yol açar."**

Zamanın göreceliği karşısında insan titrer. Daha önce dağları devirme gücünü bulan irade telefon etmekten aciz hale gelir şaşırtıcı bir şekilde. Coşkun bir ırmak olarak seni sürüklemek isteyen aşkın iradesine kapılmak istemeyenin sözü pek geçerli olmaz. Ama kapıldıktan sonra ulaşılan durgun suda insan kendi hayalini görür. O deli dolu yuvarlanıştan sonra varılan bu durgunluk sinekle kaynayan, balçıklı bir sudur. Çünkü akmayan ve yenilenmeyen coşku yerini tekdüzeliğe bırakır. Burada zaman bir inzibat subayı gibi sizi hizaya sokar. Kafanıza sokulması gereken şey aşk'ın temiz suları sevdiğidir.

Aşk iki kişiliktir. Birinin gürlemesine karşılık diğerinin yağmasının bir süre idare edilebileceğine itirazım yoksa da, aslolan ilişkide rahmetin yağmasıdır.

*Mevlana

**Kişisel İlişkiler, Hugh LaFollette, Ayrıntı Yay.

Nevval Sevindi

 

Gösterim: 24861